Edinburgh ve İskoçya Highlands Bölgesine yolculuk

Edinburgh

İskoçya’nın başkenti Edinburgh ve İskoçya’nın Highland bölgesine yaptığımız gezi, İngiltere-İrlanda-İskoçya seyahatimiz’in yıldızıydı. Edinburgh’ta karşılaştığımız kültür, farklı mimari ve bu bölgenin doğası bizi çok etkiledi. Filmlerde duyduğumuz iskoç aksanına gerçek hayatta maruz kalmak insanlarla anlaşırken biraz zorluk yaratsa da iskoç insanının da oldukça eğlenceli ve canayakın olduğunu görmüş olduk.

Uçak kazası ile başlayan yolculuğumuz

Seyahatimizin maceralı olacağı daha Dublin’de bindiğimiz Ryanair uçağından belliydi. Uçaktaki herkesin nasıl olup da soğukkanlı kaldığını anlayamadım ama biz uçağımızın piste doğru ilerlerken başka bir uçağa çarpmasından dolayı oldukça heyecanlandık. Kazanın haberi için tıklayın.

Ryan Air uçak kazası

Uçağımızın kanadı kırıldı 🙂

Kaza nedeniyle biraz gecikmeli de olsa Edinburgh’a ulaştık. İrlanda’dan giriş yaptığımız için herhangi bir pasaport sorgulaması olmadan giriş yaptık. Edinburgh havalimanından hostelimizin bulunduğu Edinburgh Kalesi’nin yakınlarına 7/24 çalışan Airlink otobüsleri ile ulaşım sağladık. Havalimanından şehir merkezine gelirken tramvay da kullanmak mümkün.

Konakladığımız Castle Rock Hostel‘i kesinlikle öneriyorum. Edinburgh kalesine yakınlığı ile lokasyonu çok merkeziydi. 4 Kişilik ranzası olan odada kaldık ve oldukça memnun kaldık. Oda arkadaşlarımızdan biri de kafa dengi bir Türk çıkınca gezimiz daha da eğlenceli hale geldi. Dorm oda ve ortak banyo olduğu için fiyatı da edinburgh için oldukça uygundu.

Arthur’s Seat

Arthur's Seat'te gün batımı

Arthur’s Seat’te gün batımı ve Edinburgh Manzarası

Akşam üstü 4 sularında eşyalarımızı ancak yerleştirebildiğimiz için günün geri kalanında ne yapabileceğimizle ilgili Hostel’dekilerden tavsiye aldık. Gün batımı için Arthur’s Seat adlı tepeye çıkmamızı önerdiler. Biz de yol üstünde People’s storymuseum of Edinburgh’ a uğrayıp Edinburgh’un güncel tarihi ve yaşamı ile ilgili bilgi edindik.
Uzun bir yürüyüş ve tırmanıştan sonra da Arthur’s Seat’in tepesine ulaştık. Tepede çok güzel bir manzara bizi bekliyordu ancak hava oldukça rüzgarlı ve soğuk olduğu için güneşi batırıp merkeze geri döndük. Biraz yorucu bir günü sonlandırmak için BrewDog Bar’a gittik, kendi yaptıkları biralar inanılmazdı. Mutlaka gidiniz 🙂 University of Edinburgh sağolsun şehirde öğrenci çok fazla, bu nedenle öğrencilere yönelik bu tarz barlara ve cafelere sıkça rastlayabilirsiniz.

Free Walking Tour ile Edinburgh gezisi

J.K Rowling Harry Potter karakter isimlerini bu mezarlıktaki mezar taşlarından esinlenmiş

Free Walking Turlarına birkaç farklı şehirde katılıp oldukça memnun kalmıştık. Genelde öğrenci olve oranın yerlisi olan kişiler size şehir turu yaptırıyor ve ilginç bilgileri aktarıyor. Tur bitiminde siz gönlünüzden kopan bahşiş’i rehbere veriyorsunuz. Hem hesaplı Hem de oldukça faydalı oluyor.
Biz bu gezide şehrin efsanelerini öğrendik. J.K. Rowling ‘in Harry Potter’i Edinburgh’ta yazdığını öğrendik hatta bazı karakterlerin ismini Greyfriars mezarlığındaki mezar taşlarından aldığını şaşkınlıkla farkına vardık.

Binalara sonradan entegre edilen atık su boruları

Gezi rehberimizi anlattığı bir kaç şehir efsanesine gelecek olursak:

Şehrin eski kısmındaki binaların koyu renklerde olmasının sebebi şehirde yoğun kömür yakılması ve binalarda kullanılan taşların havadaki isi emecek özellikte olmasıymış.

Bir de Kanalizasyon sistemi binalara sonradan entegre edilmiş, yukarıda fotoğraftan da bunu anlayabilirsiniz, atık su boruları binaların dışında dolaşıyor. Tabi bu sistem yapılmadan önce halkın atıklarını camdan aşağı attığını da ekleyelim. Sokakları b*k götürüyormuş.

Turda öğrendiğimiz diğer bir detay da yukarıda fotoğrafta görülen ilkel hırsız alarmı oldu. İlk bakışta anlayamamış olabilirsiniz ama farklı yüksekliklikte olan merdiven basamaklarını evi tanımayan hırsızların kabusu haline gelmiş.

Edinburgh’da gezilecek yerler

Edinburgh’da gezilecek yerlerin çoğu merkezde bulunduğundan şehri yaya olarak kolayca gezebilirsiniz. Bizim gezdiğimiz yerleri aşağıdaki fotoğraflarda görebilirsiniz. Bunlar haricinde viski yapım aşamalarını görüp viski tadımına katılabileceğiniz “Scottish Whisky Experience” viski müzesini ve ilüzyon dünyası Camera Obscura ‘yı gezebilirsiniz. Bu ikisie bizim çok ilgimizi çekmediği için tercih etmedik.

Edinburgh Castle

Edinburgh Kalesi

St.Giles Katedrali

St.Giles Katedrali

İskoçya Highland Turu

İskoçya’ya gelip de muhteşem güzelliklerin olduğu Highland bölgesini görmeden dönmek olmaz. Hostelde rastladığımız tur broşüründe 3 kişi katılınca indirim yapıldığını görünce oda arkadaşımız Ali Çetin’i de kandırıp hemen yerimizi ayırttık. Heart of Scotland Tours adlı firmanın 15 kişilik kırmızı minibüsleriyle kuzeye doğru yola çıktık, minibüsü kullanan James aynı anda tur rehberliğimizi de yapıyordu. Kendisi yöresel kilti’ni giyen harbi iskoç olduğu için bölgeye ve iskoç kültürüne oldukça hakimdi.  Ağır iskoç aksanı arasından zorlanarak cümleleri seçsek de eğlenceli bir gezi oldu bizim için. Günü birlik yaptığımız gezide Viski Fabrikası,Glencoe Vadisi ve son olarak da canavarı ile meşhur Loch Ness’i gördük. İskoçya’nın ücra köşesinde bulunan gölün kıyısında mola verdiğimiz köyde Fish&chips satan bir Türk amcaya rastlamak bizi şaşkınlığa uğratan diğer bir olaydı. Her ne kadar yorulsak da az zamanda çok şey gördüğümüz bir gezi gerçekleştirdik. Unutmadan söyleyelim 2014 Ekim ayında bu tur için kişi başı 30 pound ödedik. Loch Ness turu için bu linkten bilgi alabilirsiniz : https://www.heartofscotlandtours.co.uk/lochness

Edinburgh’tan Londra’ya

Edinburgh Londra otobüsü, Edinburgh London bus

17 pound gibi çok uygun bir fiyata bilet aldığımız gece otobüsü ile seyahatimizin son durağı olan Londra’ya geçtik. Edinburgh-Londra otobüsü hakkında megabus.com adresinden bilgi alabilirsiniz.

Londra’da hakim olan Avrupa havasından biraz olsun uzaklaşmak ve farklı bir deneyim yaşamak için Londra’ya giden tüm arkadaşlarıma ısrarla Edinburgh’a da uğramalarını öneriyorum.