Berlin – Duvarın böldüğü şehirde 3 gün

Berlin Brandenburg Kapısı

Berlin ve Almanya konusunda ön yargılarımı Mart 2016 ‘da yaptığımız geziyle yıktım. Sanırım adını çok fazla duyduğumdan benim için sıradan bir yer haline gelmişti.

Eylül 2015’te ucuz uçak biletlerini kovalarken Pegasus’un başka bir kampanyasına denk geldim ve yaklaşık 200 liraya gidiş dönüş Berlin bileti aldım. Kız arkadaşım çok sevinçliydi çünkü kendisi tam bir Almanya aşığı. Ben ise bir ay önce yine aynı tarihler için aldığım Bologna biletini sonradan hatırladım ve 5 gün arayla iki farklı Avrupa gezisi yapacak olmanın nasıl bir telaş getireceğinin farkında değildim.

Kız arkadaşımın Erasmus döneminde tanıştığı Alman arkadaşı Richard bizi memnuniyetle misafir edeceğini ve mümkün oldukça bizi gezdireceğini söyledi. Bu da gezimize ayrı bir heyecan kattı çünkü bir şehri oranın yerlisiyle gezmek inanın çok daha keyifli oluyor. Planımıza bir de günübirlik Hamburg gezisi ekleyince unutulmayacak bir deneyim oldu.

Schönefeld Havaalanından merkeze ulaşım.

4 günlük gezimiz bir zamanlar Doğu Almanya sınırları içerisinde bulunan Berlin Schönefeld havalimanına ayak basmamızla başladı. Varışımız gece yarısını bulduğu için kalacağımız yere ulaşmak sıkıntılı olacaktı biz de planımızı önceden yaptık. Gece saatlerinde Schönefeld Havaalanından şehir merkezine ulaşmanız için N7 otobüsünü kullanabilirsiniz. Daha hızlı bir yöntem N7 ile Rudow istasyonuna gidip oradan U7 Ubahn hattına binmek olabilir. Haftasonu akşamları insanlar gönüllerince eğlensinler, evlerine de rahatça ulaşabilsinler diye Ubahn sabaha kadar çalışıyor. Berlin Belediyesine koca bir alkış,  darısı 12’de kapanan Kadıköy-Kartal metrosunun başına. Gece de olsa kalacağımız yere rahatça ulaştık. Berlin’de otobüs,tren ve metro aktarmaları ve saatleri için BVG sitesini ziyaret edebilirsiniz

Berlin’de Toplu Taşıma

Berlin’de toplu taşıma sistemi çok başarılı, Gerek Ubahn(Untergrundbahn) gerekse yer üstünden giden banliyo treni SBahn ile çok rahat bir şekilde şehir içinde ulaşımı sağlayabilirsiniz. Yalnız metrolarda pek alışık olmadığımız bir duruma rastlıyoruz; hiç bir yerde turnike yok! Biletleri makinadan alıyorsunuz, ilk kullanımdan önce istasyonlarda bulunan cihazda bileti damgalatıyorsunuz. Böylece bilet geçerli oluyor. Eğer damgasız biletle yakalanırsanız bilet almış olmanız bir şey değiştirmiyor ve biletsiz binmiş gibi 40€ ‘luk bir ceza ödemek zorunda kalabilirsiniz. Biz 4 gün boyunca bilet kontrolüne denk gelmedik buna rağmen biletlerimizi hep aldık.

Devletin insanlara güveniyor olması ve insanların da aldıkları hizmetin karşılığını mecur olmamasına rağmen veriyor olması Türkiye’de asla var olmayan bir davranış, biz de bu güven ortamına ayak uydurduk. Bilet seçimi tamamen size kalmış. Eğer aktif bir gün geçirecek ve toplu taşımayı çok kullanacaksanız “Day Ticket” alıp metro ve otobüsleri sınırsız binebilirsiniz. Berlin’de Bilet fiyatlarına bu linkten ulaşabilirsiniz.,

Berlin’de gezilecek yerler

Bit Pazarı Berlin

Schöneberg Rathaus önündeki bit pazarı

Sabah uyandığımızda perdeyi açtık ki o da ne! Berlinliler çoktan uyanmış ve karşımızda bulunan Rathaus Schöneberg’in önündeki meydanda kurulan Bit Pazarını tavaf etmeye başlamışlar. Biz de kahvelerimizi termoslara doldurup tezgahları dolaştık, uygun fiyata güzel şeyler çıkabiliyor, erken gitmekte fayda var. Schöneberg Rathaus aynı zamanda J.F Kennedy’in Berlin ziyareti sırasında tarihi “Ich Bin aus Berliner” sözünü söylediği yer.

İlk günümüzü Berlin’in merkezini gezmeye ayırdık.

1-Gezimize Ünlü Branderburg Kapısı ile başladık

Berlin’in sembolü olan Brandenburg kapısının tepesindeki quadriga heykeli savaş sonrasında Napolyon tarafından Paris’e götürülmüş, 8 sene sonra ise Prusya Napolyon’a karşı zafer kazandıktan sonra heykel Berlin’e geri getirilmiş.

Berlin Parlamento Binası

Parlamento Binası – Reichstag

Berlin Brandenburg kapısı 2-Reichstag Binası
Burada kendinizi dünyanın en önemli tarih sahnelerinden birinde  bulacaksınız. Nazilerin sonunu getiren Sovyet işgali sonrasında burası yerle bir olmuştu.

3-Yahudi Soykırım Anıtı ve Müzesi

Berlin hh.jpg
By Howardhudson

Bu bölgeye geldiğinizde Yahudi Soykırımı anıtını ve müzesini gezmeyi unutmayın. 2711  beton bloğun yer aldığı anıt çok etkileyici olmayabilir ama yer altında yer alan müze size hüzünlü bir deneyim yaşatacak.

4-Müzeler Adası (Museumsinsel)

Brandenburg kapısının altından tekrar geçip Unter Den Linden caddesinden yürüyerek Museumsinsel yani müzeler adasına ulaşabilirsiniz.Bu gezide, uzun zamandır gitmek istediğim Bergama Müzesine(Pergamon Museum)  gitme fırsatını buldum. Osmanlı Devleti ‘nin utanç verici bir şekilde ülkemizden kaçırılmasına göz yumduğu güzelim eserler ne yazık ki ait oldukları topraklarda değil kilometrelerce uzaktaki bir müzede gurbette sergileniyor. 2019 ‘a kadar kapalı olacak Zeus Altarını göremesem de Milet Pazar yeri kapısı ve İştar kapısı oldukça etkileyiciydi.

Bergama Müzesi- Berlin

Iştar Kapısı ( Isthar Gate)

Bergama Müzesi- Berlin

Milet Pazar Kapısı (Market Gate of Miletus)

5-Alexanderplatz Meydanı

Müzeden çıkıp biraz daha yürüyünce Doğu Berlin’in en önemli meydanı olan Alexanderplatz ‘a ulaştık. Doğu Almanya’nın burayı propaganda amacıyla kullandığı meydanda yer alan futuristik dünya saati, dostluk çeşmesi gibi sovyet çizgileri barındıran yapılardan anlamak mümkün.

Alexanderplatz- Dünya Saati World Clock Berlin

Alexanderplatz, dünya saati

6-Hackeshcher Markt

Hackescher Markt Yemek

Alexanderplatz’dan Mitte bölgesinin merkezine doğru yürüyüşümüze devam ettik. Mahalleye girer girmez bizi sokak tezgahlarının bulunduğu Hackeshcher Markt karşıladı. Karnımız guruldarken burayı bulduğumuz iyi oldu;çünkü gözlemeden, meşhur alman sosislerine bir çok atıştırma seçeneği vardı. Yemek konusu açılmışken  Almanya’da mutlaka döner yemeniz gerektiğini belirteyim. Bizdeki gibi döneri tartarak değil ekmeğe ne kadar sığarsa mantığıyla koyuyorlar, bol etli ve soslu döneri açıkçası ben çok beğendim. Berlin’in kozmopolit yapısı sayesinde Dünya mutfağından bir çok örneği burada bulmak mümkün. Biz Vietnam mutfağını mahalle arasında Thai Huong restoranda test ettik ve çok beğendik. Diğer popüler vietnam lokantası da Monsieur Vuong, ancak burada yoğunluk nedeniyle rezervasyon yaptırmanız gerekebilir.

Berlin hackesche höfe

Hackesche Höfe

Mitte’nin merkezinde yer alan Hackescher Höfe‘de çeşitli butikleri ve hediyelik eşyaları satan küçük mağazalar bulabilirsiniz. Bu bölgede gezip ufak tefek alışveriş yaptıktan sonra Berlin’in ünlü üçüncü dalga kafelerinden birisi olan The Barn Cafe‘de güzel bir kahve içtik. The Barn‘dan mutlaka çekirdek kahve alın.

7-Gece Hayatı

Gezimizin sonlanmasıyla artık bizi Neukölln’de bir barda bekleyen arkadaşlarımızla buluşma vakti gelmişti.Neuköln mahallesine doğru yola çıktık.  Burada inanılmaz güzel kraft biraları ve ortamı bulunan Twinpigs adlı barda oldukça keyifli vakit geçirdik. Berlin’de bu tarz mekanların çokluğundan bahsetmeme gerek yok diye düşünüyorum. Birayı sevenlerin keşfetmesi gereken yüzlerce mekan var.

8-Kreuzberg- Küçük İstanbul

Burada gezilecek çok bir şey olmasa da, bu kadar Türk’ün yurtdışında bir mahalleyi ele geçirmesini şaşkınlıkla incelemek için kreuzberg sokaklarında dolaşabilirsiniz. Buraya gelmişken  Kottbuser istasyonunun karşısında  Burgermeister ‘da çok lezzetli bir burger yiyebilirsiniz. Ayrıca “Kreuzberg Merkezi” yazısının önünde fotoğraf çekilmeden dönmek olmaz 🙂

Kreuzberg’e gitme sebebimiz aslında bizi misafir eden Richard’ın kardeşinin bizi davet etmiş olmasıydı. Bu jeste ben de mükemmel bir menemen hazırlayarak karşılık verdim. Evinin önündeki Görlitzer Park’ı görüp ne kadar güzel manzarası olduğunu söylesek de burada bulunan Keş’ler nedeniyle rahatça gezemiyor olmaktan şikayetçiydi. Kreuzberg’de deneme fırsatı bulduğumuz iki mekanı anlatmak istiyorum. Birincisi yine kahve tutkunlarını mutlu edecek Five Elephant adlı cafe. Burada çok lezzetli kahveler ve pastalar bulabilirsiniz. Burada yediğim Philly Cheesecake hayatımda yediğim en güzel cheesecake olabilir.  Kahveleri içtikten sonra Görlitzer Park’ta yürüyüş yaptık ve saatin ilerlemesini bahane ederek bira içmek için ilk bulduğumuz bar’a oturduk. Gayet iyi bir tercih yapmışız, burası Berlin’in en samimi mekanlarından olabilir, biraz hipster kaçsa Mano Cafe ‘de Weihenstephaner Hefe Weiss Biralarımızı içip uzun bir süre sohbet ettik. Bu arada barmen Hefe Weiss yani buğday birasının şişeden bardağa nasıl doldurulacağını anlattı, ben de bir video ile size göstermek istiyorum.

9- Berlin Duvarı

  • East Side Gallery: Berlin Duvarı’nın Kreuzberg semtinde bulunan bir bölümü üzerine sanatçılar Berlin’in birleşmesi anısına çeşitli resimler yapmışlar. Duvar üzerinde sıralı halde bulunan ve bazıları sembol haline gelmiş resimler duvarın doğu tarafında yapıldığı için East Side Gallary olarak adlandırılıyor. Gezmesi ücretsiz.
  • Topography of Terror: Nazi SS polislerinin merkezi olan ve Berlin Duvarı’nın bir bölümünün sergilendiği müzede Nazi dönemine ait bir çok fotoğraf görip, bu dönem hakkında bilgi sahibi olmanız mümkün.
  • Checkpoint Charlie: Berlin 2. dünya savaşı sonrası Amerika, Fransa, İngiltere ve Sovyetler arasında bölüştürülmüştü. Checkpoint Charlie Doğu Berlin ile Amerikan bölgesi arasındaki kapı görevi görüyordu. Günümüzde çok bir işlevi kalmasa da turistlerin ilgisini çekmek için kontrol kulübesi ve uyarı levhaları olduğu gibi duruyor. Kulübenin önünde de para karşılığında fotoğraf çektiren asker kıyafeti giymiş iki kişiyi görmeniz mümkün.

Günübirlik Hamburg

Hamburg Limanı

Hamburg’da Amsterdam’a benzer kanallar bulunuyor

Berline kadar gelmişken kız arkadaşımın Türkiye’ye Erasmus yapmaya gelen arkadaşı Lavinia’yı ziyaret etmek için Hamburg planı yapalım dedik. Hamburg trenleri çok pahalı olduğu için, Flixbus firmasından 16€’ya aldığımız gidiş dönüş bilet sayesinde Berlin’den Hamburga ucuz bir şekilde ulaşımı sağladık.

Hamburg, Berline göre daha zengin ve düzenli bir şehir gibi görünüyordu. Sonradan öğrendik ki şehri zenginleştiren şey Avrupanın en büyük ikinci limanının burada bulunmasıymış. Zamanımız kısıtlı olduğu için şehir içerisinde hızlıca dolaştıktan sonra, Hamburg Limanı’na geldik. İlk başta deniz kıyısındayız sanmıştım ancak kenarında gezdiğimiz nehir, Elbe Nehriymiş.

Hamburg Limanı

Hamburg Limanında FishBrücke’de Astra bira eşliğinde balık ekmek keyfi

Liman  çevresinde oldukça keyifli vakit geçirdikten sonra Lavinia’nın bizi götürdüğü balıkçıda Türkiye’dekilerin yanından geçemeyeceği kadar lezzetli bir balık ekmek yedik. Hamburg limanında balık ekmek yemek isterseniz ilk tercihiniz Brücke 10 olsun. Yemeğinizin yanında da Hamburg’un Astra birasını denemeyi unutmayın. Yemeklerimizi yedikten sonra Elbe Nehrinde tekne gezintisi yaptık. Bunu yapmak için tur teknelerini kullanmayın çünkü biraz pahalı olabilir. Onun yerine ulaşım amaçlı kullanılan küçük tekneleri kullanabilirsiniz.

Hamburg limanında kahve

Almanya’ya kahvenin giriş yaptığı Hamburg limanında taze kahve bulabilirsiniz

Nehir boyunca yaptığımız Tekne gezintisinden sonra yorgunluğumuzu atmak üzere Kahve ticareti yapan ve aynı zamanda kafesi olan Speicherstadt Kaffeerösterei‘de taze kavrulmuş kahvelerimizi içtik. Zaten kahvemizi bitirmemizle günün de bitmekte olduğunu farkettik ve Berline dönüş için otobüs terminaline doğru yola çıktık.

Berlin Gezisi beklediğimden çok güzel geçti. Burası farklı kültürleri barındırması ve kozmopolit yapısıyla Almanya’nın diğer şehirlerinden farklılaşan bir şehir. Büyük ihtimalle buraya tekrar yolumuz düşecek 🙂